"Biz bu Kur'an-ı ders alınsın diye kolaylaştırdık, ders alan yok mu?" (Kamer54/22)
Yazılı Soru-Cevap > Hz. Muhammed (ASM)
Peygamberimiz neden miraca çıktı?
 
Soru : Mirac olayında Peygamberimiz Sidre-i Müntehâ sahasına kadar Cebrail (A.S.) ile, oradan ileriye tek başına gitmişitir. Sidre-i Müntehâ sahasına ulaşıncaya kadar dünya seması ve diğer semalardan bahsedilmekte, Allah kuluna şah damarından yakındır mealindeki ayet ışığında -Peygamberimizin Allah ile vasıtasız görüşmek için biryerlerden gidip-geçip Allahın yanına ulaşması- konusunu nasıl anlamamız gerekiyor.
   
Cevap :
 

Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.

Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakk'ın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz'i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakk'ın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.

Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün velâyet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakk'ın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.

Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakk'a, diğeri de Hak'tan halka. Birisi mi'racın bâtınî tarafı olan velâyet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.

Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm bizi temsilen Cenab-ı Hakk'ın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle mi'rac halktan, insanlardan, varlıklardan Hakk'a bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakk'ın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı mi'rac hediyesi olarak getirmesi gibi...

Peygamberimiz Rabb'iyle nasıl görüşebilir? "Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakk'a binlerce senelik mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabb'iyle görüşmesi ne demektir?"

Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır, fakat herşey O'na sonsuz şekilde uzaktır.

Mesela, güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir.

Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz. Oysa güneş bize 150 milyon km uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona yanaşamayız. Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lâzım. Bu da mümkün değildir.
Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır, ama herşey ona sonsuz derece uzaktır. Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, Cenab-ı Hakk'ın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Mi'raca yükselmiş, bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır.

Bir insan nasıl göklere çıkabilir?
"Bunun bir örneği var mıdır? Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı çıkabiliyor, bir uzay gemisi ancak Ay'a ve Venüs'e ulaşabiliyor. Bir insan birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip gelebilir?"

Yerküremiz, yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir dakikada döner, yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır. Bu muazzam hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret, bir insanı Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan dünyayı gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman'ın Arşına çıkaramaz mı?

Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?

Soru: "Öyleyse neden Mi'raca çıktı? Ne lüzumu var? Evliya gibi ruhu ve kalbi ile gitse yetmez miydi?"

Cenab-ı Hak görünen ve görünmeyen âlemlerdeki güzellikleri göstermek için, kâinat fabrikasını ve merkezini gezdirmek, insanlığın amel ve ibadetlerinin âhiretteki neticesini göstermek için Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâmı oralara dâvet etmesi gâyet makuldür. Sadece ruhu ve kalbi ile değil, bu seyahate bedeninin de iştirak etmesi gerekir.
Görünen âlemin anahtarı olan gözünü, işitilen âlemin anahtarı olan kulağını Arşa kadar birlikte alması gerektiği gibi, ruhunun sayısız görevlerini üstlenen âlet ve makinesi hükmünde olan mübarek bedenini Arşa kadar çıkarması akıl ve hikmet gereğidir.
Zaten Cenab-ı Hak Cennette bedeni ruha arkadaş ediyor. Çünkü pekçok kulluk görevine ve sınırsız lezzetlere ve acılara beden kaynaklık etmektedir.

Öyle ise bu mübarek beden ruha arkadaşlık edecektir. Cennette ruh bedenle birlikte olacaksa Cennetü'l-Me'vâ'nın gövdesi olan Sidretü'l-Müntehaya Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın zatının arkadaşlık etmesi hikmetin tâ kendisidir.

Peygamberimiz mi'raca sadece ruhen çıkmış olsaydı, zaten mucize olmazdı. Çünkü her veli ruhen ve kalben o âlemlere çıkabiliyor.

Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi? "Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen mümkün müdür?"

Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır. Sesin hızı ile ışığın hızı, elektriğin hızı, hatta ruhun ve hayalin hızı birbirinden bütünüyle farklıdır. Gezegenlerin hızları da birbirinden farklıdır. Meselâ ışığın hızı 300.000 km/sn iken sesin hızı 360/sn'dir.

Acaba Peygamberimiz'in lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması, ruh hızında hareketi nasıl akla ters gelebilir?

Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir. Hatta bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri, konuştuğu kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir zaman gerekir.
Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor. birisine bir gün, diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir.

İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, Burak'a binerek şimşek gibi bütün kâinatı gezip İlâhî huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş, Onun cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir.

Mi'racın benzeri bir olay var mıdır?"Peygamberimiz'in Mi'rac'a çıkması mümkündür. Fakat her mümkün gerçekleşmiyor. Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"

Mi'racın çok örnekleri vardır:
Bir insan, gözüyle bir saniyede Nebtün gezegenine çıkabilir.
Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir dakikada gidebilir.

İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir çeşit mi'racla kâinatı arkasına alarak İlâhî huzura girebilir.

Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir. Hattâ Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor.

Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan yeryüzüne gidip geliyorlar.

Cennette, Cennet ehli mü'minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda çıkabiliyorlar.
Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın sultanı, bütün mü'minlerin imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i Ekrem Efendimiz'in bir anda mi'raca çıkması, dönmesi, bütün yüce âlemleri gezip görmesi gâyet makuldür ve şüphesizdir.

Mi'racla gelen hediyeler
Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakk'ın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilâfı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: "Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz." Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.

İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.
Mü'minler merak ediyorlar. Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık" derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri mi'rac meyvesi olarak getirdi, beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâm'ın diğer esasları ve ibadetleridir.

Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
Öyle de, bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir?

Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz mi'racta Cenab-ı Hakk'ın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. "Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette ap açık göreceksiniz" buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.

Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve kâinat sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu mi'racla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, "Sen paşa oldun" dense ne kadar sevinir?
Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar? Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakk'ın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakk'ın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Mi'racın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir.

Kaynak eserler : Bediüzzaman Said Nursî Sözler, (31. Söz.) Mehmed Paksu Mübarek Aylar, Günler ve Geceler

 
453 Okunma
 
 
 
 
 
 
En Son Eklenenler
Allah´ın birliği için bazı ayetler ...
Yabancı bir kızla tokalaşmak; karş ...
Bir adamın yıl başında 200 gram alt ...
Arabaya zekat düşer mi?
Bediüzzaman Hazretleri "Yani, eskiden ...
Alacakların zekatı
Zekat verene zekat düşer mi?
Zekati verilmis paranın zekatı yine v ...
İki zengin müslümanın farklı harca ...
Arsaya zekat düşer mi
Sevilen şeylerden sadaka verme
Ticari taksinin ve gelirlerinin zekatı ...
Öşür verilmeyen evde yenir içililir ...
Yurt dışında olan bir kişi fitresin ...
Teyze`ye zekat verilir mi?
 
La İlahe İllallah
 
Facebook Sayfamız
 
 
Abdest
Adalet ve Dünya
Ahiret, Ölüm ve  Sonrası
Ahlak ve Maneviyat
Aile
Allah
Bayramlar ve Dini Günler
Büyü ve Fal
Cinsel Hayat
Diğer Dinler
Diğer Kutsal Kitaplar
Diğer Peygamberler
Efendimiz ve Hadisler
Evrim
Faiz
Fıkıh Usulü
Genel İbadet
Hac - Umre
Helaller ve Haramlar
Hurafeler
İlham ve Vahiy
İlim - Bilim - Teknoloji
İnsan
İslam Dini
Kâinat ve Dünya
Kaza - Kadar
Kur'an-ı Açıklama Usulü
Kur'an-ı Kerim
Kurban
Melekler
Metafizik
Mezhepler
Muhtelif Meseleler
Namaz
Nikah
Ramazan ve Oruç
Sağlık
Sahabeler
Siyaset
Tasavvuf ve Tarikat
Tavsiyeler
Tesettür
Ticaret
Toplum - Millet - Devlet
Yiyecekler ve İçecekler
 
 
Dostun Evi, Gönüllerdir...