"Biz bu Kur'an-ı ders alınsın diye kolaylaştırdık, ders alan yok mu?" (Kamer54/22)
Yazılı Soru-Cevap > İman
"Her nefis ölümü tadacaktır." Ayeti ne anlama geliyor?
 
Soru : "Her nefis ölümü tadacaktır" ifadesi ayet midir yoksa hadis-i şerif midir? Bu ifadedeki "nefis"sözünden kasıt sadece insan mıdır? Allah razı olsun cümlenizden.
   
Cevap :
 

Al-i İmran Suresi, Ayet 185- Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka birşey değildir.

Enbiya Suresi, Ayet 35- Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.

Ankebut Suresi, Ayet 57- Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.

Her nefis (canlı) ölümü tadacaktır. (Yani herkes ölecektir) Nefs, zat ve ruh mânâlarına geldiği için, bundan bazı kimseler ruhun ebedî olduğu mânâsını anlamışlardır. Çünkü tatmak, bir hayat eseridir. Ve zevk anında tadıcının bakî (ebedî) olduğunu anlatır, yoksa zevk tasavvur olunamaz. O halde mânâ:

"Her nefis bedeninin ölümünü tadacaktır" demek olur. Bu da nefsin, bedenden başka olduğunu ve bedenin ölümüyle onun ölmeyeceğini anlatır.

Şu halde ölüm zorunluluğu cismânî hayata mahsus olup, mücerred (soyut) ruhların yok olmadığını söylerler. Ve ahiret meselesini bu şekilde ruhun ebedî oluşuna dayanan ruhanî (ruhlara ait) bir hayat tasavvur etmişlerdir.

Fakat diğer taraftan bir çok tefsirciler ve bilginler demişlerdir ki, bu şekil yorum, bir zorlamadır. Zaikatü'l-mevt demek ölecektir demek olduğu açıktır. Belli ki tadan kim ise, ölen o olacaktır. Evet bedenin ölmesiyle nefis ve ruhun büsbütün yok oluvermeyip bir müddet kalabileceği diğer delillerden açıkça anlaşılıyor ise de, genelde ruhların ölmedikleri davası ne aklen, ne de naklen zorunlu olarak sabit değildir. Önce "zaikatü'l-mevt", herhalde, tadan nefsin ölümünü ifade etmektedir. Rivâyetler de bu mânâyı göstermektedir.

Rivâyet olunuyor ki, ne zaman "Yeryüzündeki her canlı yok olacak." (Rahman, 55/26) âyeti indi melekler, yeryüzündekiler öldü dediler. Sonra indiği zaman biz de öldük dediler. Ruhların ölümünü de ifade etmeseydi, meleklerin ölümünü de anlatmazdı ve melekler için ölüm ve yok olma düşünülünce, beşer ruhları için de düşünülmesi gerekir. Ancak genel hükmünün de umumi üzere cereyan edemeyeceği de hatırlatmaya değer görülmüştür.

Çünkü "Allah'ın diledikleri hariç olmak üzere, göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölmüş olacak." (Zümer, 39/68) âyetinde Allah Teâlâ'nın diledikleri, bu genelden hariç tutulmuşlardır. Buna göre göklere ait olsun, yere ait olsun, gerek melekler ve gerek bütün nefisler yanında ebediyete kadar ölmeyecek olanlar da bulunabilecektir. İşte İslâm âlimlerinin çoğunluğunun görüşleri budur. Özetle ruhun ebedî oluşu inkar edilemez. Ve fakat umum için zorunlu değildir. Dinin ve ahiretin imkanının, mutlak olarak, ruhların ebedîliği nazariye (teori)sine dayanması da zorunlu değildir. "Kıyamet" kelimesi de tamamen yok oluşu ve ondan sonra kıyam (öldükten sonra dirilme), neşr ve haşr (dağılıp, toplanmay)ı ifade eder ki, ölüm ve öldükten sonra dirilme, özetle ahiret inancı, bir ebedî olma inancıdır. Fakat bu ebedîlik, ilk oluşum değil, ikinci oluşumdur.

Evet her nefis ölümü tadacak; dünyanın ne üzüntüsü, ne sevinci hiç biri kalmayacak, ve sevaplarınızın size tam olarak ödenmesi de ancak kıyamette olacaktır. Dünyada iyi veya kötü bütün çalışmaların sevap veya cezasını yine dünyada elde etmek mümkün değildir.

Mesela şehidlerin kanlarıyla kazanılan savaşların başarı meyvelerinden o şehidlerin dünyada istifade etmelerini düşünmek tenakuz (çelişki) olur ki, bütün faziletler de böyledir. Gerçi dünyada hiçbir ücret verilmez de değildir. Burada da bazı çalışmaların karşılığının alındığı da vardır. Fakat bu dünyada sonuç, ölüm ve yok olmak muhakkak bulunduğu için; gelen herhangi bir menfaat ve tad, kesilme ve sona erme korkusuyla karışık ve muhakkak gam ve kederle sarılıdır.

Gamsız sevinç, korkusuz eminlik, ıztırapsız lezzet, kesintisiz ebedi saadet kıyamet gününde hasıl olur. Mizan (tartı) ve hesabın temizlenmesi oradadır. Bunun için cehennem ateşinden uzaklaştırılıp cennete sokulan her kim ise, işte o kendini kurtarmış ve her muradına ermiştir.

Yoksa dünya denilen o fani hayat, müşterisini aldatan gurur sermayesinden başka hiç bir şey değildir. Serap gibi parıldar, bulut gibi geçer gider. "Meta' " satılık kumaş ve kullanacak aletler ve avadanlıklar veya gerek aletler ve avadanlıklar, gerek mallar ve diğer genel faydalanmaya yarayan az-çok lüzumlu şey mânâlarına gelir ki, dilimizde "matah" dediğimiz zaman bu üçüncü mânâyı kastederiz.

"Gurûr " aldanmak demek olduğu gibi, ın çoğulu olarak aldatıcılar demek de olabilir. Meta-ı gurur (gurur metaı), müşteriyi kandırmak için allanıp pullanarak hoş gösterilen ve alındıktan sonra aşağılık olduğu anlaşılan meta (sermaye, mal) demektir. İşte dünya hayatı budur. Bunun alıcısı olanlar, bütün nazar (bakış) ve ümidini buna dikenler, ne saadet görülecekse bunda görülecek sananlar aldanmış olurlar.

KURAN'I KERİM TEFSİRİ
(ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)

.............................

Enbiya Suresi, Ayet 35- "Her nefis ölümü tadacaktır."

Bu ayeti kerime, her mahlukun faniliğini ifade eder. Her insan ölümü tattığı gibi, neticede şu dünyamız da ölümü tadacaktır. Dünyanın ölümüne kıyamet diyoruz.

Zümer suresi 68. ayette sura iki defa üfürülmekten bahsedilir. Birinci üfürülüşte Allah’ın diledikleri dışında göklerde ve yerde olanların hepsi ayağa kalkacaktır. Ayette istisna edilenler, rivayetlere nazaran dört büyük melek olan Cebrail Mikail Azrail İsrafil’dir. Bazı rivayetlerde “hamele-i arş” adı verilen meleklerin de bu istisnaya dahil kılındığını görürüz.

Mümin suresi 16. ayetin açıklamasında şu rivayete yer verilir.

Cenab-ı Hak kıyametin kopmasından sonra “bugün mülk kimin” diye sorar. Cevap verecek olmadığından kendisi “Vahid-Kahhar olan Allah’ın” der.

“Allah’a bakan vecih dışında her şey helak olucudur.” ayeti de bu meyanda zikredilebilir. (Kasas, 88)

Ölüm olayı, ruhun ölmesi değil bedenden ayrılması olayıdır. Kıyamet kopuncaya kadar ruhlar berzah hayatı denilen bir hayat mertebesinde hayatlarını devam ettirirler. Kıyamet ile mümit ismi azamı tecelli ile tecelli eder. Ardından sura ikinci üfürülüş ile bedenler ruhlara iade edilir. Mahşer meydanında tüm insanlar toplanır.

Doç. Dr. Şadi Eren

 
2904 Okunma
 
 
 
 
 
 
En Son Eklenenler
Allah´ın birliği için bazı ayetler ...
Yabancı bir kızla tokalaşmak; karş ...
Bir adamın yıl başında 200 gram alt ...
Arabaya zekat düşer mi?
Bediüzzaman Hazretleri "Yani, eskiden ...
Alacakların zekatı
Zekat verene zekat düşer mi?
Zekati verilmis paranın zekatı yine v ...
İki zengin müslümanın farklı harca ...
Arsaya zekat düşer mi
Sevilen şeylerden sadaka verme
Ticari taksinin ve gelirlerinin zekatı ...
Öşür verilmeyen evde yenir içililir ...
Yurt dışında olan bir kişi fitresin ...
Teyze`ye zekat verilir mi?
 
La İlahe İllallah
 
Facebook Sayfamız
 
 
Abdest
Adalet ve Dünya
Ahiret, Ölüm ve  Sonrası
Ahlak ve Maneviyat
Aile
Allah
Bayramlar ve Dini Günler
Büyü ve Fal
Cinsel Hayat
Diğer Dinler
Diğer Kutsal Kitaplar
Diğer Peygamberler
Efendimiz ve Hadisler
Evrim
Faiz
Fıkıh Usulü
Genel İbadet
Hac - Umre
Helaller ve Haramlar
Hurafeler
İlham ve Vahiy
İlim - Bilim - Teknoloji
İnsan
İslam Dini
Kâinat ve Dünya
Kaza - Kadar
Kur'an-ı Açıklama Usulü
Kur'an-ı Kerim
Kurban
Melekler
Metafizik
Mezhepler
Muhtelif Meseleler
Namaz
Nikah
Ramazan ve Oruç
Sağlık
Sahabeler
Siyaset
Tasavvuf ve Tarikat
Tavsiyeler
Tesettür
Ticaret
Toplum - Millet - Devlet
Yiyecekler ve İçecekler
 
 
Dostun Evi, Gönüllerdir...